Ateizm Fikri

İslamın Köleliği Sonlandırma Hamlesi – 1

İslam aşağıdaki yolları aktif bir şekilde kullanarak köleliği her yönden kuşatıp, kaynaklarını kurutmuştur:
Âzâd Yolu
Kur’an-ı Kerim, Müslümanları köle âzâd ederek Cennet’le kendileri arasındaki sarp yokuşu aşmaya çağırmaktadır (Beled:90/11-13). Allah Resulü de : “(Köleleriniz) Allah’ın idarenize verdiği kardeşlerinizdir. Her kimin kardeşi mülkü altındaysa ona kendi yediğinden yedirsin ve kendi giydiğinden giydirsin.

“Onlara tâkatleri üzerinde işler yüklemeyiniz. Eğer yüklemişseniz onlara yardım ediniz.” buyurdu. Bu konudaki çok sayıdaki rivayetten iki tanesi şu şekildedir: “Mülkündeki (köle ve cariyelere) kötü davrananlar cennete giremeyecekler.” ; “Her kim kölesini döver veya ona tokat atarsa keffareti onu azat etmesidir.”

Kölelik müessesenin nihaî ufkunu hürriyet olarak işaret eden Allah Resulü, vefatından önce sarf ettiği en son cümleyi onların haklarını korumaya tahsis etmiş ve ümmetine, “Farz namazları ikameden ve kölelerin hakkını îfâdan geri durmayınız.” buyurmuştur. Yine Ebu Dâvûd’un konu ile alakalı rivayeti şu şekildedir: “Namaz, Namaz (yani namazı hakkıyla kılınız.) ve sağ ellerinizin mâlik olduğu köleler hakkında Allah’tan korkunuz.”.

Allah Resulü kölelerin hakkını himaye etmeyi, dinin direği olarak nitelediği ve “Gözümün nuru ondadır” buyurduğu namazla birlikte zikretti.
Allah Resulü efendisi tarafından işkenceye maruz kalan bir köleyi devlet başkanlığı yetkisini kullanıp azâd ederek onların devletin himayesinde olduğunu ilan etmiştir.

İslam, kölelik kavramının içini zulümden ve baskıdan temizleyip kardeşlik ve muhabbetle doldurdu. Uygarlıklarla kendi arasındaki tek benzerlik noktası olan “kölelik” ismine de Allah Resulü tarafından müdahale edildi: “Sakın ola ki sizden biriniz ‘kölem’ veya ‘cariyem’ demesin. Hepiniz Allah’ın kullarısınız. “Oğlum”, “kızım” desin.”
1 Buhari, İman 30.
2 İbn-i Mâce, Edeb 3691; Tirmizî, Birr ve Sıla 1946.
3 Ebû Dâvûd, Edeb 5168.
4 İbn-i Mâce, Vesâyâ 2698.

Mükâtebe Yolu
Kölenin hür olabilmek için taksitle belli bir meblağ ödemek üzere efendisiyle anlaşma yapmasına “mükâtebe” denir. İslam, kölelik mal sahibi olmaya aykırı olmasına rağmen, mükâteb kölenin hürriyeti için mal sahibi olmasına müsaade etti. Köleye taksitle ödeme kolaylığı getirdi. Efendiyi de köleye bizzat borcu ödeme noktasında yardımcı olma ya da “kitabet” ücretini düşürme noktasında telkinde bulundu (Nur:24–33).
Allah Resulü mükâteb olmayan köleye de sadaka olarak mal verilmesi noktasında ashabını teşvik etti, bununla köleyi hürriyet için efendisi ile “mükâtebe” görüşmesi yapmaya cesaretlendirdi.

İslam’ın, mükâteb köle lehindeki talimatları efendiye, “Kölen para vererek kurtulacak; sen de ona yardım ederek kurtul.” dedi. Bütün bu hususiyetlerden dolayı ulema, mükâtebe sistemiyle özgürlüğüne kavuşacak olan köleyi “rikâb” (Tevbe:9–60) kelimesindeki umumi anlamdan dolayı zekât malından pay alan sınıflar arasında zikretti.
5 Ebû Dâvûd, Edeb 4977.
6 Muhammed Revvâs el-Kal’acî, Mu’cem-u Lügati’l-Fukaha, Dâru’n-Nefâis, Beyrut, 2006, 424.