Ateizm Fikri

İnsanın Yaratılış Gayesi

Bütün felsefelerin ve bâtıl dinlerin iflas ettiği ve sınıfta kaldığı noktadayız. Kâinatın gerçek şeklini ve insanın yaratılış maksadını kesin ve net olarak bildirecek olan, yalnız kâinatın yaratıcısının kendisidir. Evet, böyle de olmuştur.

Bizi muhatap alan ilahî konuşması olan kitapları ve (gösterdikleri mucizelerle, yüksek ahlaklarıyla ve peygamberlik görevi için hiçbir ücret talep etmemeleriyle doğrulukları ispatlanmış) elçileri vasıtasıyla; en derin hakikatleri, basit ama yüksek bir beyanla insana bildirmiştir. Konuyu bir örnek ile anlatacağız. Bir sultanı gözümüzde canlandıralım. Çok büyük bir serveti ve her çeşit cevherlerle dolu muazzam hazineleri olan bir sultan bulunsun. Bu sultan aynı zamanda sanat ve teknoloji alanında en tepe noktada kendini geliştirmiş, dâhi derecesinde bir zekâ ve beceriye sahip olsun.

Şaşkınlık uyandıracak, ilginç ve sıra dışı teknolojik aletleri üretecek ustalığı ve muhteşem güzellikleriyle hayran bırakacak sanat eserleri yapabilecek yüksek bir ruhu ve güzel bir kalbi de bulunsun. Her türden ilim ve fennin uzmanı ve hâkimi de olsun. Burada bir kaide geliyor: Her güzellik ve mükemmellik sahibi, kendi güzelliğini ve mükemmelliğini görmek ve göstermek ister. Örneğin güzel kitap yazma ve resim yapma kabiliyeti, elbette açığa çıkmak ister. Eğer bu mükemmel ve güzel kabiliyetler ortaya çıkarılmazsa hikmetsiz ve anlamsız bir durum olur.

Kendi güzelliğini beğendirme ve kabiliyetlerini gösterme arzusu, biz insanlarda düşük bir hissiyattan, ihtiyaçtan ve kompleksten kaynaklanabilir. Fakat ihtiyaç ve kusur yanına yaklaşamayan, bütün güzelliklerin ve mükemmelliklerin esas sahibi ve kaynağı bir zât söz konusu olunca işler değişir. Bu durumda, hakikî olarak kendisinden başka güzellik ve mükemmellik kaynağı olmayan mukaddes zatın, bu özelliklerini göstermek istemesinin, bir kusur veya ihtiyaçtan kaynaklandığı söylenemez. O güzel ve mükemmel zât, sadece sahibi olduğu vasıflar öyle gerektirdiği için kendini bildirmek istemiştir denilebilir.

İşte tam da bu durumda, bir sergi yeri lazımdır ki, tüm bu kabiliyetler, ilimler, güzellikler, mükemmellikler uygulamalı olarak gösterilsin. Yani sultan, o manevî güzelliğini ve sanat kabiliyetini, güzel eserler ortaya koyarak; ilim ve kudretini de, hayranlık uyandıran teknoloji harikaları üreterek gösterecek.

Hem kendisi sanatını görecek, hem de başkasının gözünden görecek. İşte bu maksatla muhteşem bir saray yapıyor. Bu sarayı, en ileri teknoloji ürünleri ve en şaşırtıcı makinelerle donatıyor; sarayın her tarafını cevherleriyle süslüyor ve kendi sanat eserleriyle güzelleştiriyor. Bu kâinatı insanoğluna bir sergi salonu olarak yaratan, insanı da bu salona seyirci yapan, insanın arzu ve isteklerine uygun bir şekilde düzenleyen zat sonsuz ilim, sınırsız irade sahibi ve her şeye gücü yeten mutlak kudret sahibi olan Allah’tır.