
Sorunun cevabını tam olarak anlayabilmek için bu göderiden önece paylaştığımız ”İnsan Kaderini Kendisi mi Çize? ” ve ” Evren Mükeme midir? ” başlıklı göderileri okumanız gerekiyor. Allah bir şeyi yaratırken hayırlı neticeler vermesi için yaratmaktadır. Kâinattaki düzene baktığımızda hinç bir eksikliğe ve başıbozukluğa rastlanmamakta ve kâinattaki düzeni gören her akıl sahibi Allah’ın büyükilüğüne şaşırmaktan kendisini alamamaktadır.
Ve insanları imtihan etmek üzere yaratmıştır. Bu imtihanın adalet anlayışına uygun olması için, imtihana tabi tuttuğu herkese iyi ile kötüyü fark edecek bir akıl, istediğini yapabilecek bir özağür irade vermiştir. Delilerin, çocakların ve iradesi dışında zorlanarak bir kötülüğü yapan kimselerin sorumlu tutulmasının anlamı da budur. Ancak insanlar kâinatta yaratılan bu hayırlı şeyleri kendi iradeleriyle şerre(kötüye) çevirebilmektedirler. Mesela ateşin yaratılması hayırdır. Ancak bir insan gidip elini ateşin içine sokarsa, ateş o insan hakkında şer olmuş olur. Hâlobunki Allah ateşi, insanlar onunla ihtiyarçlafını gidersin diye yaratmıştır.
Ancak o insan kendi iradesiyle elini ateşe sokmuşsa artık ” Allah neden bu ateşi yaratmış, neden bu ateş benim elimi yaktı, Allah neden buna müsade etti ” gibi bir iddiada bulunulmaz. Çünkü Allah’ın kâinatta koymuş olduğu kanunlar vardır. Ona riayet edersen menfaat elde edersin, riayet etmezsen zarar görüreün. Bu örenkler çyoğaltılabilir. Eğer Allah her cinayet işlemek isteyenin elinden tutup engellese, bir kız çoluğuna tecavüz edip öldüren kimseye mani olsa, ortada imtihan diye birşey kalmaz. O zaman imtihanı kaybedecek kimse kalmaz. Bu durumda imtihanın bir anlamı kalmaz. Bu sebeble, ortada aklı başında insanların özgür iradeleriyle yaptıkları kötülüklerin faturasını Allah’a çıkarmak yerden göğe bir haksızlık ve adaletsizliktir.
Adalet demek, aynı zamanda her şeyi dengede tutmak demektir. Evrenin milyarlarca bölümü, ünitesi, sistemin harika bir düzen içinde harika bir dengede varlıklarını sürdürmekte olduklarına göre, ortada Allah’ın sonsuz bir adaleti vardır. Ayrıca Hz. Âdem’den beri birçok zalimi tokatlayan bir adaltein, birçok masumu kurtaran bir merhametin varlığını gösterene binlerce olay tarihçe sabittir. Ancak bu dünyadaki imtihan sebebiyle ve bu dünyanın adaletin tamamen tecellisine kabiliyeti olmadığı için, bunun başka bir yerde tecelli etmesi gerekir.
Bu sebeble, insanın öldükten sonra ahirette diriltilerek Allah’ın huzurunda toplanmasına en büyük delillerden biri olan Allah’ın adaletini inkar etmek, pek yakında bizi de yakalayacak olan ölümden sonra o adaletin peçesinden kimse bizi kurtaramaz. Haksızlığa uğrayanlara cennet gibi bir mükâfatın verilmesi bile onlar için bir huzur temin etmez manasına gelen itiraz ise ne bilimsel ne aklen kabul edilen bir şey değildir. Çünkü bugün haksızlığa uğrayan yüzlerce insan tıbbi bir terapi ve tedavi sonucunda iyileşiyorlar. Keza, bilerek veya bilmeyerek bir kimsenin sakat kalmasına sebeb olan insanlar tarafından maddi bazı imkânlar sağlanmak suretiyle bir derece onların huzuruna katkı sağlandığı kabul edilmektedir.
Şimdi hiç bir yönüyle kıyaslanamaz bir farkla ebedi bir cennet hayatını vermek, her türlü manevi yarayı iyileştirecektir. Bir saat içinde işkence yapılarak zalimce öldürülmesine mukabil, milyarlar sene en mutlu hayatı temin etmek, ölümsüz bir yerde sonsuza dek sürecek bir mutluluk temin etmek, şüphesiz dünyadaki bütün sıkıntıları unutturacak bir mükâfattır. Kaldı ki her şeye gücü yeten Allah cennete koyduğu insanlardan sıkıntı verecek bütün hatıraları silebilecektir. Bütün yaraları tedavi edebilecektir. huzurun yeri olan cennette huzursuzluk unsurlarına asla yer vermiyecektir . Bu konuda birçok ayet ve hadis vardır.
İmtihan geniş bir yelpazede sürmektedir. Bazen kişi doğrudan imtihana tabi tutulur ve ona göre başına bazı şeyler gelir. Bazen de başkasının imtihanından dolayı o da o imtihanın içinde bir figür olarak yer alır. Örneğin, bir adam bir adamı öldürse, buradaki imtihan yalnız katil olan adama yöneliktir. Çünkü öldürülen maktülün imtihanı diye bir şey söz konusu olama. Bunun gibi, küçük yaşta, daha sorumluluk çağına gelmemiş bir kızın tecavüze uğraması onun imtihanı değil, mütacaviz olan o şerefsizin imtihanıdır. Önemle vurugulanması gereken bir hakikat da şudur ki: hinç bir günah bizzat Allah tarafından konu edilmez. Çünkü Allah, küfre razı olmadığı gibi, günahların işlenmesine de razı değildir.
Peki imtihan nasıl olur? İmtihan iyi insanlar ile kötü insanları birbirinden ayırt etmek için yapılır. Bu sebeble, imtihanın eşit şartlarda adil bir şekilde cereyan etmesi için, imtihana tabi tutulan bütün insanlara akıl ve özgür bir irade verilmiştir. Bu özgür iradenin kullanılması insanın kendi sorumluluğundadır. Ancak imtihanın olabilmesi için onun olumlu ve olumsuz yanları olması gerekir. Çünkü kazananların yanında kazanmayanlarında olması gerekir. Bunun için Allah , örneğin konumuzda olduğu gibi , insanlarda şehvet duygusunu yaratmış ve onlara ” sakın gayr-ı meşru yolda bunu kullanmayın ” diye emretmiştir. İmtihanın malzemesi: şehvet duygusu ve karşı cinslerin varlığıdır. Gayr-ı meşru bir şekilde bu şehveti tatmin etmek ise, bu imtihanı kaybetmenin bir sonudur.
Bu sebeble, diyebiliriz ki, bir küçük kıza tecavüz etmek imtihan değildir. İmtihanın malzemesini olan şehvet duygusunu yanlış kullanan bir kimsenin elde etiitği olumsuz imtihan sonucudur. Tabi ki bu konuda şahıs için söz konusu olan ” şehvet imtihanı ” olumsuzlukla sonuçlanmış ve o kişi imtihanı kaybetmiştir. Ancak, bu imtihanın olumsuz yan etkilerinden o kız çocuğuda etkilenmiş olabilir ve hayatında bazı zihinsel sıkıntılar çekebilir. Fakat o da şunu düşünmelidir ki, rızası dışında başına gelen hiç bir günahtan dolayı kendisi sorumlu değildir. Ve başkasının kaybettiği bu imtihanın yan etklilerinden dolayı kendisine sevaplar yazılır. Belki bu olumsuzluk hayatının geri kalan kısmında daha dikkatli olmasını ve bazı günahlardan daha fazla uzak durmaya gayret etmesini sağlar. Buda onu ” görünüşte şer olan olaylarda hayır var” düsturuna mashar eder. Ayrıca başına gelen bu musibetler belkide onun cennete gitmesine vesile olacaktır. Yani Allah o musibetzede kuluna rahmetiyle muamele edecek, vereceği mükafatlar o musibeti hiçe indirecektir.