
Sizi bu duyguya götüren nedeni bilemiyoruz. Belki maruz kaldığınız musibetler, hastalıklar, belki çok sevdiğiniz bir yakınınızın vefatı, belki de içinden çıkamadığınız ve kendinizi çaresiz hissettiğiniz sorunlardır. Muhtemelen ümitsizliğe kapılıp yaşam sevincini kaybettiniz ve depresyona girdiniz. Depresyonda bulunan bir insanın dünyayı ve hayatı algılaması aşırı derecede olumsuzdur. Kişi, hayatın gerçeklerini olduğu gibi değil de içinde bulunduğu karamsar ruh hâlinin penceresinden değerlendirdiği için, düşünceleri ve aldığı kararlar sağlıklı olamaz. Mesela, bir yakını vefat eden birisine ilk zamanlar her şey çok anlamsız gelebilir. Her şeyin yalan olduğunu düşünebilir ve hayata karşı ilgisiz olabilir.
Aynı kişi imanın verdiği güçle ölümü yeni bir gözle değerlendirip, olayın üzerinden biraz zamanın geçmesinin de etkisiyle depresyondan kurtulduktan sonra, kendisini ve hayatını çok daha pozitif bir pencereden görebilir. Sizin de böyle bir ruh hâli içinde olabileceğinizi düşünüyoruz. Bundan dolayı, hayatınızla ilgili afrmış olduğunuz kararın gerçekten doğru olup olmadığını ancak, sağlıklı bir ruh hâline kavuştuktan sonra değerlendirebilirsiniz. İçinde bulunduğunuz ruh hâlinde kurtulmak için de size tavsiyelerimiz şunlar olacaktır:
Hiçbir Sıkıntı Kalıcı Değil Sıkıntılar, peygamberler dâhil her insanın zaman zaman yaşayacağı şeylerdir. Bu sıkıntıların derecesi kişiden kişiye değişse de hiçbir insan bundan muaf değildir. Bediüzzaman Hazretleri bu durumu şu veciz sözle anlatır:
“Ey insan! Fatir-ı Hakîmin senin mahiyetine koyduğu en garip bir hâlet şudur ki: Bazen dünyaya yerleşemiyorsun, zindanda boğazı sıkılmış adam gibi ‘Of, of!..’ deyip dünyadan daha geniş bir yer istediğin halde; bir zerrecik, bir iş, bir hatıra, bir dakika içine girip yerleşiyorsun. Koca dünyaya yerleşemeyen kalp ve fikrin o zerrecikte yerleşir. En şiddetli hissiyatınla o dakikacık, o hatıracıkta dolaşıyorsun.” (Lem’alar, On Yedinci Lem’a)
Zaman zaman yaşanan bu sıkıntıları, yaşam sevincini kaybeden bir insana, hiç bitmeyecekmiş gibi zanneder. Oysa ki hiçbir sorun ve sıkıntı kalıcı değil, sadece biraz çaba, gayret ve sabra ihtiyaç vardır. Milyonlarca insan nasıl sorunlarıyla baş ediyor, çözüm yolları buluyor, sabir gücüne dayanarak, tevekkül ederek bundan kurtuluyorsa, size de Allah’ın izniyle kurtulacaksınız. Mevlana Hazretlerinin dediği gibi “Her şeye canını sıkma ey gönül, ne bu dertler kalıcıdır ne de bu ömür.’
– Ölüm Sonrası Hayata Hazırlanın Ölüm sonrası hayata hazırlanmak için, yaşam enerjisine ihtiyacınız olduğunu unutmayın. Çünkü ölüm, sadece dünya hayatındaki vazifelerimizin bitmesi anlamına geliyor. Ölümden sonra ebedi bir hayat bizi bekliyor. Bu ebedi hayat için hazırlanmak gerekir. Yüce Yaratıcımıza hesap vermek, cehennem ateşinden kurtulmak ve cennete girebilmek için bu dünya hayatında çalışmak esastır. Bildiğimiz gibi, Hz. Eyüp (as), kulluk vazifesini daha iyi yapmak için Allah’tan sağlık ve afiyet istedi. Görüldüğü gibi yaşam sevinci olmazsa, ölümü beklemek bir kurtuluş değil, ebedi bezginlik ve hüsrandır.
-Yaşadığınız Soruna Karşı Bakış Açınızı Değiştirin Kanıtlanmış psikolojik bir gerçek var: İnsanları rahatsız eden şey, yaşadıkları olaylar ve içinde bulundukları sorunlar değil, yaşadıklarına verdiği olumsuz anlamlardır. Bunun için yaşadığınız acılara daha pozitif bir pencereden bakarak onları anlamlandırın. Ayet-i Kerim de bu konuda insanlara müjde verir: “Olur ki siz bir şeyden hoşlanmazsınız, hâlbuki hakkınızda o bir hayırdır. Ve olur ki bir şeyi seversiniz, hâlbuki hakkınızda o bir şerdir. Allah bilir, siz bilmezsiniz.” (Bakara, 2/216).