
Kader konusunda önceden paylaştığımız yazıları okumanız cevabı tam olarak anlamanızı sağlayacaktır. Sorunun sorulma sebebi kaderin ne olduğunun bilinmemesinden kaynaklanmaktadır. Kaderin ne olduğunu bilirsek temelden bu sorumuzun cevabını almış oluruz. Kelime olarak Kader; takdir, ölçme, plan, program gibi manalara gelmektedir. İslami bir kavram olarak Kader ise; “Cenab-ı Hakk’ın, kâinatta olmuş ve olacak her şeyi, bütün vasıflarıyla, bütün hâlleriyle ezelde bilmesine Kader denir.
Rabbimiz de, geleceği, “olacağı için biliyor”; “bildiği için olmuyor ve zorunlu hâle gelmiyor.” Sorudaki mantıksal yanlıştan çok daha büyük, asıl yanlış şu: Rabbimiz’in “bilgi / bilmesi”ni, bizim “bilgi / bilmemiz” gibi olduğunu zannediyoruz! “Rabbimiz’in önceden bilmesinin, irademizin özgürlüğünü kısıtlayıp – kısıtlamayacağı” sorusu da, bu yanlış zandan ve bu yanlışın farkında olmamaktan kaynaklanıyor zaten. “O’nun önceden bilmesinin, bizde zorunluluk doğurup – doğurmadığı” sorusundaki, mantık hatası ve çelişkiye de, bu sebepten düşüyoruz. Burada olduğu gibi; “Kader – İrade” bağlamında, kendi içine dönen, yani kendi kendini yalanlayan, paradoksal sorulara düşmemizin ana nedeni: Rabbimiz’in “bilgi / bilmesi”ni, bizim “bilgi / bilmemiz” gibi olduğunu zannetmemiz.
Bunun da nedeni: Zaman ve mekâna bağlı ve bağımlı olmamanın ve “sonsuzluk ve mutlaklık ”ın, nasıl bir şey olduğunu tasavvur ve tahayyül edemememiz. Yani: Ma’rifetullah eksikliği, yani Tevhid ’deki sığlığımız; kısaca, Rabbimiz’i tanımamamız. Bunun sonucu olarak: O’nu, kendimiz gibi zannetmemiz; yani O’na, (haşa!) insansı, mahlûkiyet sıfatları eklememiz; yani kendi gözlüklerimizin renginde görmemiz!
Hâlbuki, bu düşünce metodumuzdaki eksik, yanlışlarımızın farkına varsak; “O bizim ne yapacağımızı, önceden biliyorsa; biz nasıl özgür olabiliriz?” sorusundaki yanlışı da görmüş oluruz; hattâ böyle bir soru aklımıza bile gelmez. Nasıl ki; önceki yazı da “meteoroloji” örneğinde; “meteoroloji önceden kesin olarak, yağmurun yağacağını bildiği ve bu bilgisinde yanılması mümkün olmadığı için, bugün yağmur yağmak zorundaydı ve bu zorunluluktan, bugün yağmur yağdı” demek, aklımıza bile gelmedi, gelmezdi.
Öyle ya; meselâ, nasıl ki “Balıkların kaç tekerleği vardır?” sorusu aklımıza bile gelmez; çünkü balıkları bilen biri için, bu sorunun yanlışlığı bedihî. Öyle de; zaman ve mekânı yaratıp, bu yarattığı şeylerin kayıt ve sınırlamalarından münezzeh olan Rabbimiz’i tanıyan; tanımasa bile “bilen;” bilmese bile, hiç değilse “zaman ve mekânı Yaratan’ın; zaten, o yarattığı zaman-mekânla kısıtlanmasının muhâl olduğunu” akledip, tahmin edebilen birisi için; “O biliyorsa, biz nasıl özgür olabiliriz!?” sorusunun yanlışlığı da açık ve bedihîdir.
Kaynak: Kader ve özgür irade ilişkisi