Ateizm Fikri

Kader Hakkında Çok Sorulanlar – 3

7. Her şey kaderimizde yazılıysa biz neden sorumluyuz?
İnsan özgür irade sahibi olduğu için sorumludur. İnsanın, özgür iradeli olması Yaratıcı’nın iradesidir. İnsanı iradesiz kılacak her türlü baskı, hangi yönde olursa olsun, Allah’ın iradesine saygısızlıktır. Kaderi insan sorumluluğuyla çelişir şekilde anlıyorsak, yanlış anlıyoruz demektir. Hem sonra kaderimizde ne yazıldığını biliyor değiliz ki ona göre, yazılmış olanı okuyup da tercihte bulunalım. İnsanın tercihi insanın kaderidir. İnsanın seçimlerinde serbest olması, insanın kaderidir. Herkes vicdanıyla bilir ki, “kader” diye tasavvur ettiği, zannınca “kara kaplı o defter” ne elini tuttu şimdiye kadar ne ayağına dolandı.

Gariptir; nedense kötü tercihlerimizin sonucunda kendimizi “kader mahkûmu” olarak tarif ederiz; hapse düştüğümüzde olduğu gibi mesela. Önceden yazılı olduğu için böyle yaptım demeye getiriyoruz; kendimizi temize çıkarmaya çalışıyoruz. Şampiyonluk kazanan bir takımın oyuncuları, kupayı alkışlar ve ıslıklar arasında kaldırırken, niye kendilerini kader mahkûmu saymazlar acaba? İyi olursa, biz yapıyor oluyoruz. Kötü olursa, kaderde yazılı olduğu için oluyor. Hiç olmazsa, tutarlı olalım, güzel bir başarının ardından bizi tebrik edenlere, hayranlıkla gözlerimizin içine bakanlara, “Kaderimde varmış, benim marifetim değil ki…” demeyi deneyelim.

8. Kaderi niye kolay anlamıyoruz ki?
Kadere yanlış baktığımız için olsa gerek. Zamana dair algılarımız bunda etkili. Zihnimizde belirli şablonlar var; onları bir anda kesip atamıyoruz. Allah için, geçmiş, şimdi ve gelecek, “şimdi”dir: Biz geleceği, oraya varınca biliyoruz; çünkü zamana tâbiyiz. Zamanı yaratan zamanın üzerindedir, zamanın her noktası Onun baktığı yerden şimdidir. Allah, neyi tercih edeceğimizi bilerek yazar, önceden bilmesinin içinde tercihlerimiz de vardır. Allah’ın yapacaklarımızı önceden bilmesi, sonradan ne yaptığımızı bağlamaz.

9. “Kaderimde varmış o yüzden oldu!” dememiz yanlış mı?
Olanda hayır vardır deriz. Ama olup bittikten sonra deriz bunu. Olup bitenlerin böyle olup biteceğini önceden bilemezdik ama artık biliyoruz. Kader geçmişimiz söz konusu olunca bize malum oluyor. “Kaderde varmış!” deme hakkımız geçmişimiz için geçerli… Başımıza gelen olumsuzluklara ancak böylece sabredebiliriz çünkü. “Takdir-i ilahî” deriz. Depremdir, ölümdür, hastalıktır; irademizin dışında olup bitenler için teselli buluruz bu cümlede. Ama okulundan alacağın diploma için ter dökeceksin, “takdir-i ilahîde vardır nasılsa dört sene sonra diploma alacağım” deyip yan gelip yatamazsın. Yan gelip yatarsan, dört sene sonraki kaderini “diploma alan” olarak değil, “dört yıl boyunca yan gelip yatan” olarak yazdırırsın.

10. Dua ederek kaderimizi değiştirebilir miyiz?
Kaderimizi değiştirir dua. Dua edersek, ‘dua eden adam’ olarak yazılır kaderimiz. Dua etmezsek, “dua etmeyen adam” olarak yazılır kaderimiz.

11. Açlıktan ölen insanlar da, zenginlik içinde hayat sürenler de kendi kaderini yaşıyor. Bu haksızlık değil mi?
Dünya, adaletin gerçekleşeceği nihai yer değildir. Burada her şey yarım kalır tâ ki ahirette tamamlansın. Zalim zulmüyle gider, mazlum masumiyetiyle gider. Denklemin buradaki açığı, orada tamamlanacak. Burası sınama yeri. Burada sorular var. Burada yanlışlarla beraber doğrular da var. Sınav kâğıtlarında beş seçenekli her soru için bir doğru cevap dört yanlış cevap vardır. Sınavı yapanın kâğıda yanlış cevaplar yazması yanlış değildir. Sınananın yanlış cevabı işaretlemesi yanlıştır.