Ateizm Fikri

Evrimci Müslümanlar!

Evrimin İslamiyet’le bağdaşıp bağdaşmayacağı hususunda evvela evrimin ve yaratılış görüşünün iyi anlaşılması gerekir. Şimdi bu iki görüşün bağdaşıp bağdaşmayacağını aralarında ki farklılıklara göre değerlendirelim. İslam dininin akidesine aykırı olmayan her şeyin mutlaka var olduğunu veya olacağını kabul etmek büyük bir yanlıştır.

Örneğin, “Allah dilerse, insanı fareden yaratabilir. İsterse deveden karınca yaratabilir.” ihtimalinden bunların gerçek vaki olduğunu iddia etmek yanlıştır. Keza, Allah’ın bütün insanları -Hz. İsa gibi- babasız yaratması noktasından hareketle, bunun realitede vaki olduğunu iddia edemeyiz. Bu sebeple, akideye aykırı düşmeyen her tasavvurun vakide hayat bulduğunu söylemek bir hayal-perestliktir.

Evrimi bugün itibariyle sadece insanın maymunla ortak bir atadan geldiğini söyleyen bir hipotez olarak görmek hata olur. Zira evrimin iddiası canlı ve cansız tüm evrenin sebep-sonuç ilişkisiyle tesadüfi kazalar sonucu bugünkü halini aldığını söyleyen felsefi bir görüştür. Yaratılış ise atomdan Güneşe kadar her bir şeyin Cenabı Hakkın tasarrufunda olduğunu kabul eder ve en ufak cüzi hadiselerde dahi bir sevk-i ilahi olduğunu beyan eder.

Acaba bu kadar kompleks yaratılan şu evreni ve bu canlı çeşitliliğini sebep sonuç halkasıyla açıklamaya çalışan ve yaratılışın hiçbir evresinde bir Yaratıcının müdahalesine gerek duymayan bir hipotez ile bir elmanın bile Cenabı hakkın sevki ve kudreti olmadan oluşamayacağını söyleyen Evrim ile İslam hiç bir arada durabilir mi?

Kur’an’da Hz. Âdem’in ilk insan olarak bağımsız bir varlık olarak ve doğrudan topraktan yaratıldığına açıkça vurgu yapılmıştır. (bk. Enam, 6/2; Araf, 7/12; Müminûn, 23/12; Secde, 32/7; Sad, 38/71-72, 76; Rahman, 55/14) “Yarattığı her şeyi güzel ve muhkem yapıp insanı ilkin çamurdan yarattı. Sonra onun neslini, önemsiz bir suyun özünden, meniden üretti.” (Secde, 32/7-8)

İşte bu noktadan bakıldığı zaman, evrim teorisi Allah’ın iradesini, hikmetini, ilim ve kudretini, ihsan ve rahmetini tamamen inkâr eden bir yargıya sahiptir. Adeta, her şey kendi içinde biyolojik bir determinizm içerisinde bir yol takip ediyor, şekilden şekle giriyor. Evet, kâinatta öyle harika bir düzen ve intizam vardır ki akılları hayrete sevk eder.

Hiçbir cihetle sebep-sonuç halkasında sebeplere havale edilemeyecek bir düzenin içerisinde yaşıyoruz. Evet, şu kâinat için miyarlarca ihtimal içinde miyarlarca ihtimal var iken böyle intizamlı bir düzenin bir ihtimalin içerisinde bulunmak ancak bir sevki ilahi ile olabilir.( Evrenin kendi kendine oluşma ihtimali 10 üzeri 10 üzeri 123’te 1 ihtimal)

Evrimi İslam ile bağdaştıranlar evrimin kullandığı hakikatli Adetullahı evrim zannetmelerinden dolayı bu hataya düşmektedirler. Hâlbuki kâinatta istimal edilen Mutasyon, doğal seleksiyon, adaptasyon gibi hadiseler Cenabı hakkın hikmetli birer kanunlarıdırlar. Evrimciler ise bunu kendi ideolojik fikirlerine alet ettiklerinden evrimi tam bilmeyen ve anlamayan insanları kandırabiliyorlar. Kısacası evrim ile İslamiyet hiçbir cihetle bir arada duramayacak iki görüştür. Küfür ve iman gibi birbirine zıttırlar.