
Gözlüğün ustası vardır, ama göz tesadüfün eseridir! Demek ne kadar da gülünç bir durumdur. Aslında plânsız ve tesadüflerin ürünü bir varlığı incelemek yerine, plânlı tasarımın bulunduğunu bilerek araştırmanın çok daha mantıklı ve araştırma ruhunu kamçılayıcı olduğunu onlar da kabul ediyor.
Ama maalesef, materyalist düşünceye olan dogmatik yaklaşım, mantıklı düşünmeye de zincir vuruyor. Bir insanın kullandığı gözlüğün mutlaka bir ustasının olduğu ve bunun bir gayeye göre ve ölçülü yapıldığında herkes hemfikirdir. Ama gözün yapısına gelince, o tesadüfe veriliyor!
Bir ilah yerine sayısız ilah kabul etmek mi bilimsel bir yaklaşımdır. Her saniye binlerce değişik ve planlı reaksiyonların cereyan ettiği hücreyi, bu materyalist felsefeye göre, bu hücrenin içeresindeki
DNA molekülleri idare etmektedir. Üstelik bunlar ‘akıllı moleküller’ olarak adlandırılır.
Bu moleküller hücrenin en ince ayrıntılarına kadar her şeyi bilecek, o canlının geçmiş ve geleceğini
kavramış olacak. Tabi bu yetmez, gerekli görevleri yapacak, hücreler arasındaki organizasyonu sağlayacak kudrete sahip bulunacak.
Velhasıl, bu moleküller bir ilah kadar ilim, irade ve kudrete sahip olmalıdır. Böyle bir düşünceyi savunanlar, bir ilahı kabul etmeyip, atom ve moleküller adedince ilahları kabule mecbur
kalıyorlar. İşin garibi, tek ilahı kabul ederek meseleye yaklaşım bilimsel bir düşünce tarzı olmadığı gerekçesiyle hemen reddediliyor. Ama her bir atoma veya moleküle bir ilah kadar görev yüklemek, tek ilmi düşünce sistemi olarak takdim ediliyor. Bize de, “Bu kadarına da pes doğrusu” demek düşüyor.
Kaynak: Prof.Dr. Âdem Tatlı